Kayıtlar

2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987), Nilgün Marmara

Resim
Perdeler çekilidir bakışına belleğin çok öncelerden beri, büyüyen ağaçlarına özgür çocukların, vurur baltasını sinsi körlüğüyle tarih! s. 26 Ve biri kalabilir, aşkın yürekte, bilinmeyen gezegenlerin dokusunda saklanan cesaretin birikimini saymak için. s. 32 Bir dönüştü tekrarlanan, Ruhlanan bardaklarda şarap tadardık, Unutanlardandan değil hatırlayanlardandık. s. 34 Söylerim elbet tarihimin bin bir parçasını Ağlarım okyanus derinliğince, Bozgunumu içleştirsem ve bağlansam tutkuyla, Yanan boğazlara karışarak Hangi halkayla bağlardım bulanık taşları saydamlığa? s 38 Uzak sevincim ey! Kırık dökük ülkenin seçkin çiçeği! s. 54 Kime, kime gönderiyor incelen yapraklarını yüzün, kavisin beyaz yanağıyla? s. 58 Dünyamsın benim, zorbam, düzenim, Bundan gözlerim göğe çevrili, ellerim denizde. Hiç katılmadan sende yaşıyorum, dirimimsin benim, doğarken öldüğüm. s. 77 Kuramadığım güzelliklerin sessiz görünümü, ulaşılmayanın boyun eğen yansısı, Sevda ile seslenir sizlere! s. 81 Bit

Parçalanma, Emil Michel Cioran

Resim
Özgürlüğün fazlası, mutlaka özgürlüğü öldürür. s. 31 Terk edildikten sonra, sırf zevkine, final bölümünü dilediğimiz kadar zihnimizden geçirip durabiliriz. s. 44 Gökyüzünde çakan şimşek, bu defa bizimki olacaktır. s. 53 Aşağı bir insanla sohbet. Aslında vakit kaybı sayılmaz, insanlığın birkaç nesil sonra dönüşebileceği türü yakından seyretmek de büyük şans. s. 66 Kitaplar yaraları kanırtmalı, hatta yeni yaralar açmalı. Kitap tehlike arz etmeli. s. 67 Bilim öncesinde doğanlara ne mutlu; yakalandıkları ilk hastalıktan ölüp gitmek gibi bir imtiyaza sahiplerdi. s. 68 Var olmak bir intihaldir. s. 72 Istırap nedir? Silinmek istemeyen bir his, hırslı bir his. s. 72 Verdiğimiz her tavize, o anda farkına varmadığımız içten içe bir küçülme eşlik eder. s. 75 Mektubunda dünyada en sevdiği insanın ben olduğumu yazmış ama bir yandan da takıntılarımı bırakmamı, tutturduğum yolu değiştirmemi, başka biri olmamı, olduğum kişiyle ilişkimi kesmemi istiyor ısrarla. Yani ‘ varlığımı’ inkâr ediyor. s. 81 Ona

Notre Dame'ın Kamburu, Victor Hugo

Resim
Ara sıra dudaklarında bir gülümseme ve iç çekiş çakışıyor, ama gülümsemesinin iç çekişinden daha kederli olduğu anlaşılıyordu. s. 65 - Ya aşk? - Ah aşk! dedi Esmeralda, sesi titriyor, gözleri ışıldıyordu. İki sevgilinin bir bedende bir araya gelmesi. Bir melekte bütünleşen bir erkek ve bir kadın. Cennetin ta kendisi! s. 106 " Tempus edax, homo edacior ; bu deyişi tüm kalbimle şöyle çevirebilirim: Zamanın gözü kördür, insan ahmaktır." s. 113 Halk söküp almadıkça kral ayrıcalıklarından vazgeçmez. s. 126 Aşk iki iken bir olmaktır. Bir erkek ve bir kadının birbirine karışıp bir meleğe dönüşmesi... Aşk, cennet demektir. s. 137 İnsanın sevgiye ihtiyaç duyduğunu, şefkatsiz ve aşksız bir yaşamın boş, yaygaracı ve yürek parçalayıcı bir çark düzeni olduğunu fark etti. s. 156 Oysa onu sağır eden de bu çanlardı; ama analar çoğu kez, kendilerini en fazla üzen evlatlarını daha çok sever. s. 205 Bu çağ acımasızdır. s. 246 Kadınların içgüdüleri erkeklerin zekâsından daha çabuk harekete geçi

Yeraltından Notlar, Fyodor Dostoyevski

Resim
Baylar, yemin ederim, her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır; hem de tam anlamıyla, gerçek bir hastalık. s. 9 Duvarı delmeye gücüm yetmiyorsa "ille de deleceğim" diye yırtınmam elbette; ama önümde yıkmaya gücümün yetmediği bir taş duvar bulunmasına da razı olamam. s. 16 Bugünün insanı pek çok bakımdan barbarlık çağı insanından daha üstün görüşlü olduğu halde, aklın, bilginin gösterdiği yoldan gitmeye bir türlü alışamamıştır. s. 26 Çünkü insan ahmak bir yaratıktır, son derece ahmak! Daha doğrusu ahmak değil de nankördür, eşine rastlanmayacak derecede nankördür. s. 27 En bayağı ve aşağılık insanların aynı zamanda namus simgesi olarak kalabilmeleri, ancak bizim ülkemizde olanaklıdır! s. 54 Hayat, kederiyle, acısıyla da güzeldir. Yaşamak nasıl olursa olsun arzu edilir. s. 100 İnsanoğlunun gözü yalnızca acılarını görür, mutluluğunu hiç görmez. s. 112 Ruhumda, cinayet işlenmiş gibi bir ağırlık var. s. 117 Huzur, sükunet istiyorum ben. Beni rahatsız etmesinler diye bütün dünyay

Fasa Fiso, Teoman

Resim
“çok üzülme, çok susma çok darılma çok ağlama çok da kitap okuma!” dedi annem. s. 17 O yıllarda kitaplara fazlaca düşkündüm ve kitap bizde pek de matah bir şey sayılmıyordu. s. 17 Annem sinirli ve ilaçları var. Halamlarla, yengemlerle ne zaman buluşsalar babamdan bahsedip ağlıyorlar öbür odada. Her söylediklerini duyuyorum. Babalardan bahsedilmesini sevmiyorum. s. 19 Çocuklukta çok sıkıcı şeyler var, büyümeyi beklemek. s. 41 “Özgürlük, felsefem olacak.” s. 53 Bana dönüp, “İyi ki meşhur oldun” diyor. “Artık çok daha makul birisin.” “Evet ama” diyorum, “insanlara ilgimi filan kaybettim.” Gülüyor; “Hiçbir zaman yoktu ki” diyor. s. 124 İnsanın bugün öyle hissetmesi için dün dibe vurması gerekiyor. s. 186 İnsanlar her şeyi fazla önemsiyor gibi geliyor bana. Yani kariyer dediğin şeyi, ün dediğin şeyi… Başkalarının senin hakkında düşündüklerinin ne önemi var ki? s. 198 “Yüzme bilmeden daha deniz görmeden hiç güneşte yanmadan şimdi ölmek istemem bir kalbi sarmadan.” s. 207 Oktay Rıfat’ın şiir

Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı, Ahmet Şerif İzgören

Resim
Bazı kitaplar vardır, sizinle konuşur. Okumaya başlayınca fark edersiniz. Arkadaşınız olurlar. Ara sıra, evde dolaşırken karşılaşır, sayfalarını koklar, karıştırırsınız. s. 13 Kendi hayatını yaşayamayan insanlar, çocuklarının hayatını yaşar. Süpermen Türk olsaydı pelerinini kesin anası bağladı. Bir de uçarken arkasından bağırır: Varınca çaldır oğlum. Bırak uçsun artık! s. 17 1950'lerin başı. Köylerde kahvehane yoktur, kütüphaneler kurulur. Sonra bu işlere siyaset karışır; Demokrat Parti, Cumhuriyet Halk Partisi...Derken kütüphaneler kapanır, kahvehaneler açılır. s. 23 Dokunduğunuz her yere değer katabilirsiniz. s. 29 Anadolu'da "Emeksiz yemek olmaz " derler. s. 35 Allah aşkına aranızda bugün yaşadığımız sorunları bilmeyen var mı? Adım atıyor musunuz, atmıyor musunuz; tüm fark burada. s. 47 Siz de bazen başaramayabilirsiniz ama en azından örnek olursunuz. Bunun adı zaten başarmak. s. 48 Yeriz kuralları biz. Kırmızı ışık nedir trafikte? - Dur Yeşil? - Geç Sarı? - Hızlı

Eve Dönmenin Yolları, Alejandro Zambra

Resim
Okumak yüzünü kapamaktır. Yazmaksa yüzünü göstermek. s. 60 Sahneye çıkacakları anı sabırla bekleyen oyuncular olmak istiyoruz. Ama izleyiciler bir süre önce gitmiş. s. 66 Bir saniyeliğine, neden olduğunu bilmeksizin kendimi muazzam yalnız hissettim. s. 80 Çünkü her ne kadar bir yabancının hikayesini anlatmak istesek de eninde sonunda hep kendi hikayemizi anlatırız. s. 94 Öğrenmek için sormuyorduk, bir boşluğu doldurmak için soruyorduk. s. 102 Biraz önce denedim, kesinlikle bana küçük geliyor. Aynada kendime bakıyorum ve babaların kıyafetlerinin bize her zaman büyük gelmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama ona ihtiyacım olduğunu da düşünüyorum; bazen babamızın kıyafetlerini giymeye ve uzun uzun aynaya bakmaya ihtiyacımız olur. s. 124 Bu albümler bu işe yarıyor, diye düşünüyorum: bizi küçükken mutlu olduğumuza inandırmaya. s. 147 Ne zaman denize baksam boğulan mutlu bir insana dönüşüyorum. s. 174

Elif, Paulo Coelho

Resim
Ne var ki, geleceğin daha fazla karanlıktan başka vaadi yok. s. 15 Doğduğumuz andan ölene kadar hayatımız sürekli bir yolculuktur. Manzara değişir, insanlar değişir, ihtiyaçlar değişir, ama tren hep ileri gider. Hayat bir trendir, tren istasyonu değil. s. 23 Tanrı gönül gözümüzü ancak bir şeylerin değişmesini arzu ettiği anda açar. s. 30 İ çinde bir tutam delilik olmayan hayat eksik bir hayattır. s. 41 Biz bir şeyi arıyorsak, o şey de bizi arıyor demektir. s. 56 Gözyaşları ruhun kanıdır. s. 81 Yeni aşkların eski tecrübelerle kesinlikle hiçbir ilgisi yoktur. Aşk her seferinde yepyenidir. s. 114 Zaman ne hareket eder ne de durur. Zaman değişir. Bu daimi değişimin içinde her birimiz bir noktada, kendi Elif'imizde dururuz. s. 117 Hiçbir şey yok olmaz, her şey zamana kaydolur. s. 119 Hepimiz kozmosun içinde başıboş dolaşan ruhlarız. s. 124 Geçmişe dönüp eski yaraları kanatmak kolay da değildi şart da değildi. Bu ancak şimdiyi daha iyi anlayabilmek için yapılırsa bir anlam taşıyabilir. s

Godot'yu Beklerken, Samuel Beckett

Resim
“ Eyfel Kulesi'nden el ele ilk atlayanlardan olabilirdik pekâlâ. Üstümüz başımız düzgündü o zamanlar. Artık çok geç. ” s.10 “Dünyadaki gözyaşı miktarı sabittir. Ağlamaya başlayan biri için, bir yerlerde bir başkası keser ağlamayı. Aynı şey gülmek için de geçerlidir.” s.41 “-Hiç terk ettim mi seni?   -Gitmeme izin verdin.” s.75 “Boşluktan yana eksiğimiz yok.” s.85 “Daima bir şeyler buluruz değil mi Didi, bize varolduğumuzu hissettirecek bir şeyler buluruz, değil mi?” s.89 “Hepimiz deli doğarız. Bazılarımız öyle kalır.” s.105