Kayıtlar

Mart, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Benim Hüzünlü Orospularım, Gabriel García Márquez

Resim
Ahlak da bir zaman sorunudur, derdi, yüzünde hınzırca bir gülümsemeyle, görürsün bak. (S: 11)


… ölümlülerin çoğunun ölüp gittikleri bir yaşta yeni bir hayatın başlangıcıydı o telefon. (S: 12)

… hayatımı sürdürebilmek için, bana fazla gelen ne varsa müzayedelerle satmaya başladım, sonunda kitaplarla rulolu laterna dışında hemen her şey fazla gelmişti. (S: 13)

Kırk iki yaşındayken bir gün sırtımda soluk almamı zorlaştıran bir ağrıyla doktora gitmiştim. Adam bunu hiç önemsemedi: “Sizin yaşınızda bu ağrı doğaldır,” dedi. “Öyleyse,” dedim, “doğal olmayan benim yaşım.” Doktor, merhamet yüklü bir ifadeyle gülümsedi. “Görüyorum ki siz bir filozofsunuz,” dedi. Yaşımı ilk kez yaşlılıkla ilintili düşünüyordum, ama bunu unutmakla gecikmemiştim. Her Allah’ın günü bedenimde yıllar geçtikçe yeri ve biçimi değişen başka bir ağrıyla uyanmaya artık alışmıştım. Bu ağrı bazen ölümün pençesini andırıyor, ertesi gün uçup gidiyordu. O dönemlerde, yaşlılığın ilk belirtisinin insanın babasına benzemeye başlaması o…

Daha, Hakan Günday

Resim
"Doğu ile Batı arasındaki fark, Türkiye'dir. Hangisinden hangisini çıkarınca Türkiye kalır, bilmiyorum ama aralarındaki mesafe Türkiye kadar, ondan eminim." (S:22)
"İnsanın kullandığı ilk alet, başka bir insandır." (S:26)
"Her günü ilk kez yaşıyormuş gibi hissedecek kadar unutmak gerekiyormuş." (S:75)
"Diyor ya Aşık Veysel 'İki kapılı bir han' diye? Ondan cereyan yapıyor bu hayat! Onun için üşüyorum hep. Gideyim de kapatayım birini!" (S:80)
"Kaçak göçmenin kaçak işçiye dönüştürülerek kaçak mal üretiminde kullanılması, sürdürülebilir ekonomi ve sürdürülebilir kötülük açısından olağanüstü bir avantajdı. Çünkü kötülüğünde sürdürülebilmesi için belli miktarda bir çaba harcamak şarttı." (S:83) "Son olarak da Türkiye, doğusundaki aynaya bakınca şişman olduğunu, batısındaki aynaya bakınca da kemiklerinin sayıldığını düşünen, üstüne giydiği hiç birşeyi kendine yakıştıramayan, bulimik ve depresif bir genç kızdı." (S:87)
"İn…

İklimler, Andre Maurois

Resim
"Daha mutlu olmasını istediğimiz bir geçmişi yadsıyarak onu yeni karşılaştığımız insanlar için değiştirebileceğimizi ummamız bu insanların çekiciliğinden ileri gelir." (S:9)
"Kadınlar bedenlerini nasıl verirlerse, erkekler de ruhlarını öyle verirler: Bölge bölge, en açıktan en gizliye doğru." (S:9)
"Kadınlara fazla önem vermemeli, ama onlara baktıkça heyecanlanmalı, böylesine ufak şeyler için böylesine hoş bir duygu duyabildiğimiz için kendimize hayran olmalıyız." (S:15)
"Yaşam hepimize aşkta alçakgönüllülüğün kolay olduğunu öğretir. Bazı bazı en nasipsizler beğenilir; en çekiciler başarısızlığa uğrar." (S:17)
"Erkeklerin beğenileri, yaşamlarından gelip geçmiş kadınların bulanık birbirine karışmış imgelerini sakladığı gibi, kadınların kafası da kendilerini sevmiş olan erkeklerin birbiri ardından getirdiği tortulardan oluşmuştur. Çoğu zaman, bir kadının bize çektirdiği korkunç acılar, başka birinde uyandırdığımız aşkın dolaylı yıkımının nedeni o…

Şarlatan, Lüset Kohen Fins

Resim
Kelimelerin gücü vardır, ne düşünürsen onu yaşarsın.
s. 43

Hiçbir şey bir gecede oluşmaz, çakıl taşları ancak uzun yıllar sonra kayalara dönüşür.

Akşam sinema dönüşü içimi ipe sapa gelmez bir hüzün kapladı. Aslında rahatlıkla tarif edilecek bir his bu ama iç dokusunu eşeleyerek büyüsü bozulsun istemiyorum. Hüzün denilen şey kutsal hislerden biri sonuçta, insanı gıdım gıdım deşerek varlığını hissettiriyor. Vicdan azabı, içine kapanma, kaybolmuşluk ve kızgınlık karışımı bir şey bu.
s. 76

Bırak hayat seni ait olduğun yere götürsün.

Bazı mecburiyetler bizi olgunlaşma yolunda hızla ileriye atar.
s. 137

Söyledikleri karşısında verecek bir cevabım yoktu, zaten ne ağzımı açacak halim vardı ne de bu konuda mantıklı bir cümle kuracak kadar yeterli bir bilgi birikimim. Bende gerisin geriye arkama yaslanıp onu dinlemeye devam ettim.
s. 166