Kayıtlar

Son Yayınlanan;

Kâğıt Ev, Carlos Maria Dominguez

Resim
Kitaplar insanların kaderlerini değiştirir. S. 11
...onu hayattan alıp götürecek olanın yine bu olacağını bilemeden hayatını edebiyata adadı. S. 12

Kimse bir kitap kaybetmek istemez. Bir daha okumayacak olsak da başlığında eski, belki de kaybolmuş bir duyguyu taşıyan bir kitabı kaybetmektense bir yüzük, saat veya şemsiye kaybetmeyi yeğleriz. S. 20

“Bakın, bu eski bir tartışma konusudur. Kimse asıl olay yazarın yeteneğinde mi yoksa baskının güzelliğinde mi, tam emin olamaz. Farklı görüşler vardır fakat pek çok okurun kitabın iyi ve okunmaya değer olup olmadığını anlaması için patikalara bakması yeterlidir.” S. 20

Biz okurlar, sadece eğlence amaçlı olsa bile, arkadaşlarımızın kütüphanesini gözleriz. Bazen sahip olmadığımız ama okumak istediğimiz bir kitabı bulmak için yaparız bunu, bazense karşımızdaki hayvanın ne ile beslendiğini öğrenmek için. S. 22
“Bakın, bu eski bir tartışma konusudur. Kimse asıl olay yazarın yeteneğinde mi yoksa baskının güzelliğinde mi, tam emin olamaz. Farklı görüşle…

Hikâyem Paramparça, Emrah Serbes

Resim
Babamın öldüğü gün birine âşık olmuştum. Bazen böyle olur, her şey üst üste gelir. S. 11

Konuşulmaması gereken şeyler vardır. Çocuklara ve ihtiyarlara anlatamazsın bunu. Hepsi doğal anarşist. S. 12

Sonra zaman geçti. Zaman hiçbir şeyi düzeltmez. Daha beter de etmez. Zamandan bağımsız şeyler bunlar. S. 12

"O zamanlar bir şeyleri reddetmeye ihtiyacım vardı ve sen tam bunun üstüne gelmiştin," dedi. "O kadar iyiydin ki o zaman. Annem sanki bu yüzden yedi ay daha yaşadı. Ne demek istediğimi anlıyor musun?" Anlıyordum. İki karışlık mesafede, birbirimizi görmeden uzanmıştık. Kaç kişi olduğumuzu bilemeden uzanmıştık o karanlıkta, yanımızdaki ölülerle beraber uzanmıştık. Karanlıkta nüfus sayımı şöyle yapılır: Yaşayanlar bir sigara yakar. S. 14

Şunu çok sık duydum. "Falanca yazarı çok seviyordum, ama son yaptıklarından sonra onu bir daha okumayı düşünmüyorum." Demek ki Dostoyevski’nin zamanında yaşasaydın, kumarbaz diye onu da okumayacaktın. Yazarların özel hayatını un…

Amsterdam'da Düelllo, Ian McEwan

Resim
Ne Tanrı'nın ne de yokluğunun sorumlu tutulacağı, ciddi olarak ters giden bir şey vardı dünyada. S.12

Molly onu öpmüş, kulağına, Gitmesine engel olmak için bir kadınla evlendi / Kadın artık hep orada, dizelerini fısıldamıştı. S. 14

Garmony onaylamak için başını kısaca eğdi. "Yeterince doğru bir yaklaşım. Ancak Bay Linley, hiçbir adalet sistemi insan hatasından muaf değildir." S. 20

Farklılıkları dile getirmek ve dost kalabilmek uygar yaşamın özüdür, sizce de öyle değil mi? S. 21

Notalar erişilemeyen bir şeye karşı duyulan yalın bir özlemi çağrıştırıyorlardı. Birisine duyulan özlemi. S. 23

Ritimleri, ezgileri, keyifli armonileri "okuma" kapasitemiz, yalnızca insana özgü olan dil öğrenme yeteneğimiz gibi genlerimizde yazılıdır. Antropologlar bu üç öğenin bütün müzik kültürlerinde var olduğunu ortaya çıkarmışlardır. S. 25

İnsanın düşüşünü yönlendirebiliyor, ancak önleyemiyorlardı. S. 27

Herkesin ilk bilmek isteyeceği şey budur -anlaşmazlıkları nasıl çözümledikleri."…

Göğe Bakma Durağı, Turgut Uyar

Resim
... "mucize" açıklanabilir bir "şey" değildir, tanık oluruz sadece. 
S. 7


Sen nereye, ben oraya, adım adım
İnsan sevdikçe iyileşiyor artık anladım.  S. 14
Sevinsek de sonunu biliyoruz.  S. 23
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız.  S. 24

Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle dövüşemem.  S. 24
Bir biz ikimiz varız öbürleri hep çirkin.  S. 25
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım 
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından 
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar 
Bu evleri atla bu evleri de bunları da 
Göğe bakalım. 
Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım.  S. 27
Ben iyiyim bunlar da iyi şeyler sen nasılsın. S. 30
Be…

Yaşamak, Yu Hua

Resim
Onunla, tüm benliğimle mutlu olmuş, sonunda neler olacağını bir an bile düşünmemiştim. S. 9
Kendi kendime babamın benden yapmamı istediği şeylerin, onun yapamadığı şeyler olduğunu düşündüm, ama bunu nasıl kabul edebilirdim ki. S. 15
Erkekler açgözlü kedilere benzer! S. 19
Aslında kazandıklarım hep küçük paralardı, ama kaybedince bir servet kaybediyordum. S. 22
Tüm insanlar aynıdır: Kendileri bir başkasının cebinden alırken yüzleri aydınlanır, gülümserler, ama kaybetme sırası onlara geldiğinde yastaymış gibi ağlarlar. S. 23
Yürürken ağladım, ağlarken yürüdüm. S. 33
İmparator bir parça kuru ekmek için dilense bile hala imparatordur; paranız olmayabilir, ama siz hala Küçük Bey'siniz. S. 33
O günlerde annem bana sık sık "Mutlu olduğun sürece fakir olmak utanılacak bir şey değildir" derdi. S. 38
Dinlemeye istekli olduğum sürece anlatmaya hevesliydi. S. 41
Geceleri yatağa uzanır ama uyuyamazdım. Nefret edecek bir sürü şey gelirdi aklıma, ama sonunda yine kendimden nefret ederdim. S. 42

Körlük, José Saramago

Resim
Zorunluluklar insana mucizeler yarattırır.
Bakabiliyorsan, gör. Görebiliyorsan fark et. S. 8 Kadim bir atasözünün bize bıkıp usanmadan öğrettiği gibi, bizim kör, istavroz çıkaracağım derken gözünü çıkarmıştı. S. 25
Zayıflığımızı belli etmek istemediğimizde "iyiyim" deriz, hatta ölecek durumda olsak bile "iyiyim" deriz. Kabaca buna yiğitliğe bok sürdürmemek denir. Olayları böyle mantıksızca tersine çevirmek yalnızca insan türüne özgüdür. S. 40
Kurbanın kendi celladı üzerinde hiçbir hakkı yoksa adalet yok demektir.
Kendisine saygısı olan bir erkek, karşısına çıkan ilk kişiye özel yaşamını anlatmazdı. S. 104
Körler ülkesinde tek gözlüler kral olur. S. 109
Kitaplardan öğrendiğimiz, daha çok da deneyimlerimizden edindiğimiz bilgilere göre, zevk için ya da zorunlu olduğu için erken kalkan biri, çevresindekilerin horul horul uyumasına öyle pek rahat katlanamaz. S. 111
Önce beslenmeli, sonra örgütlenmeliyiz, bu ikisi yaşamda en önemli şeyler. S. 114
İnsan gibi yaşamıyorsak, en azın…

Yere Düşen Dualar, Sema Kaygusuz

Resim
Kütüphanem bir tür kitap gömütlüğüdür. S. 12
Kirlenmek, diye geçirdim içimden, zamanı başka bir akışta durdurmak olmalı. S. 15
Sessizlikle baş edebilmenin tek yolu bir mazereti güçlü bir nedenselliğe evirebilmekten geçer. Hayal gücümüzün asla evcilleşmeyecek tırnaklı bir hayvana dönüşmesini başka türlü açıklayamayız. Kendi hayvanımızla burun buruna kaldığımızda yaşadığımız çaresizliği de.
Çoğu zaman intikamcı bir hayvandır bu. Ürküntüyü ve hayal kırıklığını olduğundan daha da abartılı yaşar. S. 15
Biri sizin hakkınızda bir şeyler geveliyorsa az çok kendisinden bildiği her neyse onu dile getiriyordur. Kendinde olmayan bir şeyi başkasında göremezsin. S. 18
Her sanmanın mayasında büyülenme ve yanılsama olsa da, varoluş nedenini bir raslantıdan alır. S. 19
Kimi zaman insanlar acıyı nerelerine sığdıracaklarını bilemezlermiş. S. 28
Yazıyı ve yazılı hiçbir şeyi sevmeyişim hayattaki en büyük sırrımdı benim. S. 29
Basitlik ile yalınlık arasında derin bir uçurum vardır. S. 48
Üzüm ile çekirdeği arasınd…

Cennette Karşılaşacağınız Beş Kişi, Mitch Albom

Resim
Fakat bütün sonlar aynı zamanda bir başlangıçtır. Biz yalnızca bunu o sırada bilemeyiz. S. 7

İnsanlar genellikle doğdukları yeri küçümserler. Ama cennet en olasılık dışı köşelerde bulunabilir. S. 38
Rastgele hiçbir hareket yoktur. Hepimiz birbirimize bağlıyız. Meltemi rüzgardan ayıramayacağın gibi bir hayatı diğerinden ayıramazsın. S. 52
Ölmek mi? Her şeyin sonu değil. Biz öyle sanıyoruz. Ama dünyada olanlar yalnızca bir başlangıç. S. 92

Bütün ebeveynler farkında olmadan çocuklarına zarar verirler. Bu ellerinde değildir. Çocuk, kusursuz bir cam gibi kendisine dokunan bütün izleri emer. Bazı ebeveynler o camı çatlatır, kimileri ise çocukluğu tamamen harap ederek onarılmaz küçük parçalar haline getirirler. S. 104-105
Aşk, yağmur gibi yukarıdan beslenir, çiftleri sırılsıklam eden bir neşeyle ıslatabilir. Ama bazen hayatın öfkeli ateşi altında aşkın yüzeyi kurur ve aşağıdan beslenmesi, kökleriyle ilgilenilmesi ve hayatta tutunması gerekir. S. 162
Marguerite, onun ellerini tuttu. "Hayır, ka…

Mülksüzler, Ursula K. Le Guin

Resim
“Bütün duvarlar gibi iki anlamlı, iki yüzlüydü. Neyin içeride, neyin dışarıda olduğu, duvarın hangi yanından baktığınıza bağlıydı.” (s.9)
“Ne kadar insan varsa, o kadar değişik duygu vardı.” (s.11)

“Ölmek, kendini yitirmek ve diğerlerine katılmaktır.” (s.13)

“Konuşma paylaşmadır, birlikte yapılan bir sanat.” (s.31)

“İnsanın sevmediği bir işi yapması ahlak dışı değil miydi? İşin yapılması gerekiyordu ama bir çok insan nereye gönderildiklerine pek aldırmıyor ve sık sık iş değiştiriyordu; aslında gönüllü olmaları gerekirdi.” (s.47)

“Sahip olmak yanlıştır, paylaşmak doğrudur.” (s.48)

“Acı çekmek bir yanlış anlamadır.” (s.56)

“Şu acıyı, bu acıyı dindirebiliriz, ama Acı’yı dindiremeyiz. Bir toplum ancak toplumsal acıyı –gereksiz acıyı- dindirebilir. Gerisi kalır. Kök, gerçek olan.” (s.57)

“Düşüncenin doğasında iletilmek vardır: yazılmak, konuşulmak, gerçekleştirilmek. Düşünce, çimen gibidir. Işığı arar, kalabalıkları sever, melezlenmek için can atar, üzerine basıldıkça daha iyi büyür.” (s.6…