Kayıtlar

Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın, Cuniçiro Tanizaki

Resim
Neticede, insanın başına gelecekleri yalnızca Tanrı bilir ve başka insanların mutluluğunu kıskanmak, onların mutluluğundan nefret etmek aptallığın daniskasıdır. S. 7

Kedilerin kişilikleri hakkında pek bilgi sahibi olmayan insanlardan kedilerin asla köpekler kadar sevecen olmadığına, soğuk ve bencil olduğuna dair sözler duyduğunda, "Bunca yıl yalnızca bir kediyle yaşamamış olsaydım, bir kedinin ne kadar çekici ve sevecen olabileceğini asla idrak edemezdim," diye düşünürdü. S. 40
Beraber on yıl geçirdiğinizde, karşınızdaki kedi bile olsa, güçlü bağlar geliştirmeniz kaçınılmaz olur. S. 42
Başlarından onca şey geçen insanların yüzleri, kişilikleri değişmiyor mu? Kedilerinki neden öyle olmasın? S. 44
Hâlâ küçük, masum bir kedi olsaydı kolayca uzlaşırdı belki. Yaşlı kediler, yaşlı insanlar gibi inatçı oluyordu demek ki. Tamamen farklı âdetleri ve kuralları olan yeni bir ortama girmek şaşırtıcı hatta ölümcül şoka sokan bir şey olmalıydı. S. 54
Eğer birinin size güvenmesini istiyorsanız …

Doppler, Erlend Loe

Resim
Babam öldü.
Dün bir geyik avladım.
Ne diyebilirim?
Ya o ya ben, birimiz canından olacaktı. Açlıktan geberecektim. Bir deri bir kemik kaldım dersem yeridir. S. 9

Hep dolanıp duruyor bu geyikler. Başka yerlerde hayatın daha iyi olduğuna inanıyorlar sanırım. S. 9

..., tüm iyi niyetime rağmen doğadan vahşice faydalandım, en yakın zamanda geri verebileceğimden fazlasını aldım büyük ihtimalle, bu da canımı sıktı. S. 10

Hayat bana, doğruyu gizlersem başıma kötü şeyler geleceğini öğretti. S. 11
Annesini öldürdüğüm için ondan özür diledim; artık korkmasına gerek kalmadığını, bugünden sonra buraya istediği gibi gidip gelebileceğini söyledim. Geyik bir şey demedi tabii. Kocaman, güvenen gözlerle bana baktı. Konuşamayan biriyle olmak harika. S. 13
Artık böyle. İnsanlar çevrelerine duvar örüp birbirlerinden korkar hale geldiler. S. 15
“Anlaştık” dedi ve elimi sıktı.
Bu iyi. Avcı toplayıcı kültürü için büyük bir başarı. Bıçakla öldürülmüş bir geyik, süt ve diğer tüketim mallarıyla takas edildi. Bu bir atılım…

Belki Bu Defa, Belki Şimdi, Alois Hotschnig

Resim
Güneş doğuyor ve batıyor, hiçbir şey değişmiyor, yalnızca benim huzursuzluğum artıyordu. S. 12
Gözlerimizin önünde aynı şeyler oluyordu, aynı sesleri duyuyorduk ve aramızda ortak bir dünya vardı bizi ayıran. S. 16
Bizler de değerliyiz, ama onun kadar değil, çünkü Walter’in yokluğu hepimizi anne babamızın gözünde ve kendi gözümüzde değersiz kılıyor. S. 43
Yine de bana öyle geliyordu ki ondan hoşlanmaktan ziyade ona tahammül ediyorlardı. S. 62

Kitapların İlk Cümleleri -I

Resim
"Annem bugün ölmüş, belki de dün. Tam hatırlamıyorum." Yabancı, Albert Camus



"Lolita, hayatımın ışığı, kasıklarımın ateşi. Günahım, ruhum, Lo-li-ta; dilin ucu damaktan dişlere doğru üç basamaklık bir yol alır, üçüncüsünde gelir dişlere dayanır. Lo-li-ta." Lolita, Vladimir Nabokov



"Hayat, cinsel ilişkiyle bulaşan ölümcül bir hastalıktır." Zargana, Hakan Günday



"Hayatımın en mutlu ânıymış, bilmiyordum. Bilseydim, bu mutluluğu koruyabilir, her şey de bambaşka gelişebilir miydi?" Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk


"Mutlu aileler birbirlerine benzerler. Her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır." Anna Karenina, Lev Tolstoy

Gölgede Yanmak, Erkmen Özbıçakçı

Resim
Biliyorum bu hissi. Elimdeki fırsatı kaçırmanın, denk gelemeyişin tanıdık sıkıntısı, çöreklendi yine göğsüme. S. 16

Rüya ile gerçek böylesine iç içe geçmişken, yaşamın gerçekten yontulmuş sopaları her uyanışta sonsuz bir falaka. S. 20
Şimdi değilse hiçbir zaman. S. 34
Müdavim dediğin bir şey bekler. Sabrı kadar saygı görür. Doğru yerde susmasıyla... Sessizliğiyle... Hiç kimsenin acısı başkasının eşiğiyle ölçülmez. S. 38
Neyse, zaman geçsin de. Bir buna güveniyorum. Zaman elbet geçecek. S. 38
“Yalnız olamayan, hiçbir şey olamaz bu hayatta. İşte burası, bu koşullar sizin için en iyi sınav.” S. 49
“Unutmayın, özgürlükten yoksunken sınanmamış bir yalnız kalma iradesi hakiki bir sınavdan geçmiş sayılmaz.” S. 50
Hogır Kürt. İzmirliyim diyor. Memleketçilik askeriyede altın kural. S. 53
Yere batasıca Kurban Bayramlarından birinde bağırsakların dumanı tüter, kellede dil, kuyrukta bok kurumamışken daha. Babamın tek parmağıma astığı kara poşet. Her adımda uzak uzak salınan poşette koç kellesi, ayakları…

Albaya Mektup Yok, Gabriel García Márquez

Resim
“İnsanlık bir bedel ödemeden ilerlemiyor.” S. 28

“Böyledir işte,” dedi. “İnsanın nankörlüğü sınır tanımaz.” S. 32

“Büyük şeyler için bekleyen, küçük şeyler için de bekleyebilir.” S. 34

“Bugün kesinlikle gelmesi gerekiyordu,” dedi albay.
Posta şefi omuzlarını silkti.
“Kesinlikle gelen tek şey ölümdür albay.” S. 47

“Kötü bir durumun en kötü yanı bize yalan söyletmesidir.” S. 50

“Şapka giymiyorum, böylece onu kimse için çıkarmam gerekmiyor.” S. 57

Hadula, Aleksandros Papadiamantis

Resim
Sürekli Kastro'yu özlemle anıyor, hep oradan bahsediyor ve geri dönecekleri günü kederle hayal ediyorlardı. Ama yeni yerleşim yerinde de ev inşa etmeyi bırakmıyorlardı, binlerce kez daha, insanların düşündüklerinden başka şeyler yaptıklarını ve mekanik olarak birbirlerini taklit ettiklerini ispat edercesine. S. 32
Dünyanın türlü türlü cefasının neyinden zevk alacaktı? S. 60
Acı, sevinçti ve ölümde aslında yaşam. Her şey olması gerektiğinin aksine işliyordu. S. 61
Hiçbir şey aslında göründüğü gibi değildir, aksine her şey başka türlü olabilir, yani göründüğünün tam tersi... S. 62
İsa'nın da dediği gibi: Her kim ruhunu severse onu kaybeder ve her kim bu dünyada ruhundan nefret ederse, sonsuz yaşamda onu muhafaza eder. S. 62
Her günahın kendine özgü tatlı yönleri de vardır. S. 110
Tehlike ve beladan kaçtığını sanıyor, ama aslında lanet ve felaketi yanında taşıyordu. Hapisten kaçtığını düşünüyor, ama aslında hapishaneyi ve cehennemi içinde taşıyordu. S. 117

Babası ve annesi gerçekte oldu…

Tristessa, Jack Kerouac

Resim
Tristessa’nın kafası güzel, kendi de her zamanki gibi güzel, ... S. 11

“Morfin acıyı dindirmek için,” diye düşünmeye devam ediyorum, “ve geri kalan her şey de kalıyor işte geriye.” S. 18

... sonlu olduklarını bilmek, güzelleştiriyordu illa ki her şeyi. S. 22

... hayat zor ve zorludur. Tristessa biliyor, ben biliyorum, siz biliyorsunuz. S. 25

... ölmek için doğmuşuz, şu karşımdaki duvara ve hatta Amerika’daki bütün duvarlara yazmak istiyorum bunu işte: ÖLMEK İÇİN DOĞMUŞUZ. S. 34

Bağımlılık ve ıstırap. Deli illetlerinden farksız. S. 37

“Evet acı çekiyoruz,” diyor, bense “La vide es dolor” (hayat acıdır) diyorum; bana hak veriyor ve hayat aynı zamanda aşktır, diyor. S. 53

“Biz hiçbir şeyiz. Yarın ölebiliriz, o yüzden hiçbir şeyiz.” S. 57

Ah Tanrım, melekten suretlerine neden yaptın bunu; bu çürümüş hayatı, bu pislikle, hırsızlarla, ölümle dolu, Of, bu derbeder, bu boktan dünyayı neden yarattın? Bunun yerine hepimizi her ne olursa  olsun halimizden memnun olacağımız boktan bir cennete ko…

Mustafa Kemal, Yılmaz Özdil

Resim
Hayat Mustafa Kemal için matematikti.
“Bilim matematiktir” diyordu. “Evren matematik diliyle yazılmıştır, evrenin harfleri üçgenler, daireler, geometrik biçimlerdir” diyordu. “Herkes matematik bilgisinin çok gerekli olduğuna inanmalıdır, matematik olmadan dünya kesinlikle anlaşılamaz, matematiksiz ancak karanlık bir labirentte dolanılır” diyordu. S. 34
Anzak eri Steve Moyle, korku filminden farksız olan “su hatırası”nı şöyle hatırlıyordu: “Mataralarımızı kuyuya sarkıtırdık. Suda hep garip bir tat olduğunu söylerdik. Bir gün istihkâmcılar geldi, kuyudan aşağı çengellerini salladılar. Çürümüş bir ceset çıkardılar.” Çanakkale buydu. S. 63
Bigalı Mehmet çavuş mermisi bitince tüfeğini kırarak ingilizlere fırlatmıştı. Tüfek parçası kalmayınca taş fırlatarak mücadele etmişti. Başından ciddi şekilde yaralanmıştı, avuçları paramparçaydı ama, ingilizleri püskürtmeyi başarmıştı.

Mustafa Kemal bu kahramanlığı duydu. Bigalı Mehmet’e Muharebe Madalyası verilmesini istedi. Bigalı Mehmet, Çanakkale’nin …

Gece Uçuşu, Antoine de Saint-Exupéry

Resim
Ne de olsa insan, acıdan da nasibini almıştır. S. 10

Seçimlerimizi yaptıktan sonra kaderimize razı geliriz. Belki de bu durumdan hoşlanırız. Bu durum, tıpkı aşk gibi bizi sınırlar. S. 10
İnsanların yaşamını kolaylaştıran bütün o şeyleri “Boş vaktimde yaparım.” diyerek iyiden iyiye yaşlılığa bıraktığını fark etti. Sanki bir gün gerçekten vaktimiz olacakmış gibi, ... S. 15
“Ömrünüz boyunca aşka pek vakit ayırmadınız herhalde?” “Aşk mı? Müdür Bey bildiğiniz gibi...” “Siz de benim gibiymişsiniz, asla yeterince vaktiniz olmamış.” “Pek olmadı.” S. 16
Fakat nesnelerin görünüşü yalnız olduklarını sandıkları anda takındıkları görünüşten farklıdır. S. 18
Büyük çarpışmalar çok az iz bırakır. S. 20
“Kurallar!” Diye düşündü Riviére, “Saçma görünen ama insanı eğiten dinî ayinlere benziyor.” S. 25
Riviére hep şöyle derdi: “Eğer bir müzisyenin uykusuzluğu fevkalade eserler icra etmesine yarıyorsa bu iyi bir uykusuzluktur.” S. 32
“Rastlantı eseri kötülüğün aygıtlarıyla karşılaştığımızda, geçip gitmelerine izi…

Kâğıt Ev, Carlos Maria Dominguez

Resim
Kitaplar insanların kaderlerini değiştirir. S. 11
“...onu hayattan alıp götürecek olanın yine bu olacağını bilemeden hayatını edebiyata adadı.” S. 12

Kimse bir kitap kaybetmek istemez. Bir daha okumayacak olsak da başlığında eski, belki de kaybolmuş bir duyguyu taşıyan bir kitabı kaybetmektense bir yüzük, saat veya şemsiye kaybetmeyi yeğleriz. S. 20

Biz okurlar, sadece eğlence amaçlı olsa bile, arkadaşlarımızın kütüphanesini gözleriz. Bazen sahip olmadığımız ama okumak istediğimiz bir kitabı bulmak için yaparız bunu, bazense karşımızdaki hayvanın ne ile beslendiğini öğrenmek için. S. 22

“Bakın, bu eski bir tartışma konusudur. Kimse asıl olay yazarın yeteneğinde mi yoksa baskının güzelliğinde mi, tam emin olamaz. Farklı görüşler vardır fakat pek çok okurun kitabın iyi ve okunmaya değer olup olmadığını anlaması için patikalara bakması yeterlidir.” S. 26


Editörler iyi kitapların yokluğundan, yazarlar büyük yayınevlerinin yayımladığı “bok”lardan şikâyet ediyordu. S. 29

Bu tür insanlar tutkundur…

Hikâyem Paramparça, Emrah Serbes

Resim
Babamın öldüğü gün birine âşık olmuştum. Bazen böyle olur, her şey üst üste gelir. S. 11

Konuşulmaması gereken şeyler vardır. Çocuklara ve ihtiyarlara anlatamazsın bunu. Hepsi doğal anarşist. S. 12

Sonra zaman geçti. Zaman hiçbir şeyi düzeltmez. Daha beter de etmez. Zamandan bağımsız şeyler bunlar. S. 12

"O zamanlar bir şeyleri reddetmeye ihtiyacım vardı ve sen tam bunun üstüne gelmiştin," dedi. "O kadar iyiydin ki o zaman. Annem sanki bu yüzden yedi ay daha yaşadı. Ne demek istediğimi anlıyor musun?" Anlıyordum. İki karışlık mesafede, birbirimizi görmeden uzanmıştık. Kaç kişi olduğumuzu bilemeden uzanmıştık o karanlıkta, yanımızdaki ölülerle beraber uzanmıştık. Karanlıkta nüfus sayımı şöyle yapılır: Yaşayanlar bir sigara yakar. S. 14

Şunu çok sık duydum. "Falanca yazarı çok seviyordum, ama son yaptıklarından sonra onu bir daha okumayı düşünmüyorum." Demek ki Dostoyevski’nin zamanında yaşasaydın, kumarbaz diye onu da okumayacaktın. Yazarların özel hayatını un…